» » Ayın Fıkrası

 


Ayın Fıkrası


Yazar: Saim, 10-02-2012, 17:55, Görüntülenme: 5287

 KOYUN VE KEÇİ (kendi ayıbından haberi olmayanlara)

Koyun ve keçi yıllardır iyi arkadaşlarmış.Bir gün köprüden geçerken koyun sendelemiş

ve kuyruğu sallanınca arkası görünmüş.Her nasılsa geride kalmış olan keçi başlamış bağırmaya;
-"Gördüüm,gördüüm..
Koyun kızmış;
-"A edepsiz,ben seninkini her gün görüyorum bir şey dedim mi?..

 

 

Şubat 2014

 

Adamın biri bir avukat tutmuş. Avukat adama, mahkemede hakim ne sorarsa sorsun, LO LO diyeceksin demiş.

Adam da mahkemede hakim ne sorduysa LO LO demiş. Mahkeme neticede adamın akli dengesinin yerinde olmadığı hükmünü vermiş. Avukat adamdan ücretini isteyince, adam: LO LO demiş. Avukat da bize de mi LO LO demiş. (LO LO nun hikayesi buymuş..)

     

Git, Canını Kurtar(Mart ayı) (Mumsema.com' dan)

 

Biri arkadaşına:

- "Haydi; bizim eve gidelim de ekmekle tuz yiyelim" dedi.

Adamcağız "Ekmekle tuz"un leziz yemeklere kinaye olduğunu düşünüp, arkadaşıyla birlikte yola koyuldu.

Ama gerçekten de önüne birkaç somunla tuz konulunca şaşırdı kaldı; ama sesini de çıkarmadı. Derken kapı çalındı. Bir dilenci gelmişti.

Ev sahibi:

- "Git, yoksa yaralarım seni!" dedi.

Misafirin sabrı tükenmişti. Dilenciye döndü ve

- "Bu adam dediğini yapar. Git, canını kurtar!" dedi.

 

 

Cenaze şoförü (Fıkralar.com) (Şubat ayı)

 

Taksicilikte ilk günü olan şoförün taksisine binen müşteri şoföre bir şey sormak için hafifçe omzuna dokunur. Omzuna dokunulmasıyla Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye:

Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım! diye bağırır.
Müşteri;
Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim; der.
Kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:

Haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim taksicilikte ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şoförlük yapıyordum da!

Ümmet-i Muhammedin selamı var (Fıkralar.com' dan) (Ocak ayı)

 

Ali Mısır'da okuyan bir öğrenci. Sınavlar bitmiş ve yaz tatiline girecekler.. Babası Ali'ye telefon eder ve sınavların nasıl geçtiğini sorar. Ali de bilmediği halde "çok iyi geçti" der ve bunu üzerine babası onu İstanbul'a işlerinde yardım etmesi için çağırır. Ali gidecektir İstanbul'a ve arkadaşına son olarak şöyle der; "Ahmet sen notlarımı öğrenirsin ve beni ararsın. Eğer telefona babam çıkarsa Muhammed'in Ali'ye selamı var dersin; ben anlarım bir tane zayıfım olduğunu." Ahmet notları öğrenir ve arar. Telefona babası çıkar ve Ahmet şöyle der: - Amcacım Ali'ye söyle ona bütün Ümmed-i Muhammed'in selamı var...

 

Ben çekildim (Aralık ayı)

 

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe, geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- Ben çekilirim!!

Sıkarken (Kasım ayı)


Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
"Hocam kediyi yıkama ölür. "demiş.

 

Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış. Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş. Kedi ölmüştü.

Adam:
"Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedim mi?" demiş.

Hoca:
"Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü" demiş. 

 

Hangisi hayırlı (Ekim ayı)

 

Eski zamanların birinde, atıyla gezmeye çıkan bir paşa, bir ağacın altında eğilip kalkan, mır mır mırıldanan bir adamı görür. Atını durdurup adamı seyrettiğinde namaz kılmağa çalıştığını fark edip, atından iner.
Bre melun! namaz böyle mi kılınır?
diyerek adama önce namazı anlatır. Adam dinleyip de tekrar hatalı namaz kılmaya başlayınca, tekrar durdurur tekrar anlatır. Nedense adamcağız bir türlü doğrusunu beceremeyince paşa adamlarına,

- Bre yıkın şu melunu, yatırın falaka ya!
diyerek emir verir. Eşek sudan gelene kadar falaka cezasını çeken adam, zorla doğrultulur, ağacın altında namazı doğru düzgün kılar. Ağacın gölgesinde başarısından memnun paşa sorar adama:

- İmdi söyle bakalım, ilk şaklabanlığın mı hayırlıdır, yoksa son kıldığın namaz mı?
Adam boynunu büker, ama son bir güçle fısıldar:

- İlk kıldığım hayırlıdır. İlkini Allah korkusuyla kılıyor idim, son kıldığımı ise falaka korkusundan.

 

 

Zencilerin Amerika'da işi ne?(Eylül Ayı)

 

Anne ve yavru deve tembel tembel yemeklerini yerken birden yavru
anneye dönmüş ve :

- Sana bir sey sorabilir miyim?

- Elbette yavrum sor.

- Anne, bizim niye hörgücümüz var?

 (Anne gururla:)

- Bu hörgüçlerde biz su biriktiririz yavrum ve bu sayede çölde herhangi birisinden çok daha uzun süre susuz dayanabiliriz.

- Peki Anne, bizim bacaklarimiz niye bu kadar uzun ve ayaklarimiz yuvarlak?

- Evladım der, biraz daha gururlanarak anne deve; - Bu sayede biz çölün kumlarında herkesten daha rahat ve daha hızlı hareket edebiliriz.

- Bunu da anladım, peki, kirpiklerimiz niye böyle uzun, bazen görüşümü bile bozuyorlar.

- Hayatım onlar gözlerimizi çölün kumlarından korur, gözümüze kum kaçmaz....

- Anladım, hörgüçlerimiz çölde daha uzun dayanabilmemiz için su depolar, bacaklarımız uzun ve böylece çölde daha hızlı ve rahat hareket edebiliriz, kirpiklerimiz gözlerimizi çölün kumlarından korur... (biraz düşündükten sonra yavru:)


-Anlayamadığım tek şey o zaman bu kahrolası  hayvanat bahçesinde işimiz ne?

Bir dert de sen katma (Ağustos ayı fıkrası)

 

Temel' in babası ölmüş. Cenaze yıkanmış, cenazeyi yıkayan imama Temel 20 tl bahşiş vermiş. Hoca parayı az bulduğunu ima ederek, itiraz etmiş. Bunun üzerine Temel sinirlenip:

-Bana bak hoca aşağıdaki benzinlikte 5 tl' ye tır yıkıyorlar, adamın canını sıkma, demiş.

 

  

Yemi kısarak verimi artıramazsın (Temmuz ayı fıkrası)

 

Nasreddin hoca eşeğine her gün bir ölçek arpa verirken, merakından acaba yarım ölçek versem neolur? demiş ve uygulamış. Bakmış pek fazla bir şey yok. Ölçeği çeyreğe, onun yarısına, çeyreğine azaltmış da azaltmış. Derken eşeğin yemi bir arpa tanesine kadar düşmüş. Etraftakiler merak etmişler ve hocaya sormuşlar: Hocam eşeği az yeme alıştırabildiniz mi? Hoca cevap vermiş: Tam bir arpa tanesine alıştırmıştım, ancak eşek öldü demiş.

 

Yanlış park (Haziran ayı fıkrası)

 

Banka önüne park eden adam, plakası anons edilince, polislere el kol hareketleriyle para çektiğini anlatmaya çalışır. Bu arada yeni bir anons sesi duyulur: "100 lira fazla çek, ceza yazdık."

 

 

Psikiyatrinin faydaları (Mayıs ayı fıkrası)

 

Temel karın ağrısı şikayetiyle doktora gitmiş, doktor muayene sonrası hastanede tedavi görmesinin uygun olacağını söylemiş ve dahiliye servisine yatış için göndermiş. Temel' i yanlışlıkla psikiyatri servisine yatırmışlar. Bir hafta sonra doktor Temel' i psikiyatri servisinde görünce, burada ne yapıyorsun demiş. O da beni buraya yatırdılar demiş. Doktor: her neyse karın ağrın geçti mi? diye sormuş. Temel: yoo, ama artık takmıyorum demiş.

 

Adamın değeriyle ilgili Hoca Nasreddin' den (Nisan ayı Fıkrası)

 

Timur Nasreddin hocayla sohbete koyulur. Bir ara hocam sence ben kaç para ederim der. Nasreddin hoca Timur' u şöyle bir süzer ve 5000 altın edersin der. Bunun üzerine Timur, kaftanını göstererek "sadece bu 5000 altın eder" der. Nasreddin hoca "hünkarım ben de zaten kaftanınız için beş bin altın paha biçtim." der.

 

Adam satma üzerine Hoca Nasreddin'den (Mart Ayı Fıkrası)

  

Timur Anadolu'ya  filleriyle gelir. Merhum Nasreddin Hoca'nın yaşadığı köyede bakılması için bir fil bırakır. Fil ne var ne yok herşeyi siler süpürür.  Biçare köylüler Timur'un filini alması için hocadan yardım isterler. Timur'a kendileri böyle bir talebi iletmeye cesaret edmezler. Hoca nazlanırsa da köylüler biz de yanındayız derler ve Timur'a giderler. Huzura varınca Hoca bakar arkasında kimse yok. Hünkarım köylüler filden çok memnun oldular, bir tane daha istiyorlar der.

 

 

 

Değer mi?  (Şubat Ayı)

Tavukla civciv gezmeye çıkmışlar, civciv bir sepet içerisinde yumurtalar görmüş, üzerindeki etikette 25 kuruş yazıyormuş.  

Civciv: - Anne bak yumurta 25 kuruşmuş demiş.

Tavuk: - Evet yavrum onlar benim yumurtalarım demiş.

Biraz daha ilerlemişler. Civciv yine bir sepet ve içerisinde yumurtalar görmüş. Bu defaki yumurtalar biraz büyük ve üzerindeki etikette 30 kuruş yazıyormuş.

Civciv: - Anne bak bu yumurtalar büyük ve 30 kuruş, sen neden böyle yumurtlamıyorsun? demiş.

Tavuk: - Yavrum 5 kuruş için bu kadar zorlamaya değmez demiş.

 

 



Yorum Ekle

İsim:*
E-Mail:*
Yorum:
Güvenlik Kodundaki 2 Kelimeyi Giriniz: *